Ticari hayatın temel dinamiği, mal ve hizmet akışının sağlıklı bir nakit akışı ile desteklenmesidir. Ancak, Türk Ticaret Kanunu (TTK) kapsamında yürütülen ticari ilişkilerde, “tahsil edilemeyen alacaklar” işletmelerin karşılaştığı en ciddi ve yaygın risklerin başında gelmektedir. Vadeli çeklerin karşılıksız çıkması, süresi geçmiş fatura bedellerinin ödenmemesi, e-faturalara haksız itirazlar veya sözleşmesel yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, şirketlerin bilançolarını, likiditesini ve operasyonel gücünü doğrudan tehdit eder. Ticari alacak tahsilatı, bu nedenle, bir işletmenin finansal sürdürülebilirliği için hayati öneme sahip, stratejik bir hukuki süreçtir.
Ne var ki, birçok işletme, ticari itibarı zedeleme endişesiyle veya hukuki süreçlerin maliyetli/yavaş olacağı ön yargısıyla bu süreci ertelemektedir. Oysa tahsilatta geçirilen her gün, alacağın enflasyon karşısında erimesine veya daha da kötüsü, borçlunun mal kaçırmasına (muvazaa) zemin hazırlar.
Etkili bir ticari alacak tahsilatı yönetimi, “beklemek” değil, doğru zamanda doğru hukuki enstrümanı kullanmaktır. Bu süreç, dostane çözüm protokollerinden, borçlunun haberi dahi olmadan malvarlığına el koymayı sağlayan ihtiyati hacze kadar geniş bir yelpazeyi kapsar.
Bu kapsamlı rehber, bir hukuk danışmanlık bürosunun uzman bakış açısıyla, ticari alacak tahsilatı sürecinde kullanılan en etkili 5 hukuki yöntemi, avantajlarını, dezavantajlarını ve hangi durumda hangisinin tercih edilmesi gerektiğini Yargıtay içtihatları, İcra ve İflas Kanunu (İİK) ve TTK çerçevesinde detaylıca analiz edecektir. Amacımız, özellikle Adana ve Ceyhan gibi ticari faaliyetlerin ve sanayinin yoğun olduğu bölgelerdeki kurumsal müvekkillerimize, vadesi geçmiş alacaklarını en hızlı ve en az maliyetle nasıl güvence altına alacaklarına dair stratejik bir yol haritası sunmaktır.
I. Bölüm: Önleyici Hukuk ve Müzakere Aşaması
Hukuki süreçlere başlamadan önce, alacağın sağlam bir zemine oturtulması ve son bir müzakere girişiminde bulunulması, hem maliyeti düşürür hem de ticari itibarı korur.
A. Altyapının Gücü: Önleyici Hukuk ve Sağlam Sözleşme
En etkili tahsilat, alacak sorununu hiç yaşamamaktır. Ticari alacak tahsilatı sürecinin başarısı, henüz ticari ilişki başlarken atılan adımlara bağlıdır:
- Güçlü Sözleşmeler: Ticari ilişkiye başlarken, matbu metinler yerine, o işe özel hazırlanmış; teslim şartlarını, ödeme vadelerini, temerrüt (gecikme) durumunda uygulanacak cezai şartları ve temerrüt faizi oranlarını (bkz. Yöntem 2) net bir şekilde belirleyen bir sözleşme imzalanmalıdır.
- Yetki Şartı: Sözleşmeye eklenecek bir “Yetki Şartı” (örneğin, “Bu sözleşmeden doğan ihtilaflarda Adana Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir”) alacaklının kendi şehrinde dava açmasını sağlayarak operasyonel maliyeti düşürür.
- Müteselsil Kefalet: Özellikle borçlu bir Limited Şirket ise, tahsilat gücünü katbekat artıran yöntem, şirket yetkilisinden (Müdür, Ortak) şahsi ve müteselsil kefalet alınmasıdır. Bu, şirketin iflas etmesi veya içinin boşaltılması durumunda dahi, alacağın doğrudan şahsın malvarlığından tahsil edilebilmesini sağlar.
- Evrak Disiplini: Kesilen her faturanın, mutlaka sevk irsaliyesi, teslim tesellüm belgesi, kargo tutanağı veya hizmetin ifa edildiğini gösteren e-posta yazışmaları gibi yan delillerle desteklenmesi, olası bir davada ispat yükünü ortadan kaldırır.
B. Yöntem 1: Hukuki Müzakere ve Borç Yapılandırma Protokolü
Tüm hukuki yollardan önce, borçlu ile profesyonel bir iletişim kurulmalıdır. Bu aşama, bir “Hukuk Bürosu” kimliğiyle yapıldığında, şirketin muhasebe departmanının yaptığı aramalardan çok daha etkilidir.
- Avukat Aracılığıyla İkaz: Alacaklı vekili (avukat) tarafından borçluya yapılan profesyonel bir arama veya e-posta, durumun ciddiyetini, bir sonraki adımın “icra takibi” ve “ihtiyati haciz” olacağını net bir şekilde bildirir. Bu, “son dostane uyarı” niteliğindedir.
- Borç İkrar Protokolü: Eğer borçlu, borcunu kabul ediyor ancak ödeme güçlüğü çekiyorsa (iyi niyetliyse), alacağın icra takibine konulması yerine bir Ödeme Planı Protokolü‘ne bağlanması en akılcı yoldur.
- Kritik İçerik: Bu protokol, basit bir ödeme planı olmamalıdır. Mutlaka “borçlunun, … tarihli, … no’lu faturadan/sözleşmeden kaynaklanan … TL anapara borcunu kabul ve ikrar ettiğini“, “belirlenen taksitlerden herhangi birinin vadesinde ödenmemesi halinde tüm alacağın muaccel hale geleceğini (yani tüm borcun vadesinin geleceğini)” ve “ihtilaf halinde Adana Mahkemelerinin yetkili olacağını” içermelidir.
- Hukuki Gücü: Bu protokol, borçlunun imzasını taşıdığı için, İİK m. 68 kapsamında “borç ikrarını içeren” güçlü bir belge niteliğindedir. (Bkz. Yöntem 4). Borçlu bu protokole uymazsa, başlatılacak icra takibine itiraz etmesi çok daha zorlaşır.
II. Bölüm: Hukuki Sürecin Resmi Başlangıcı
Dostane çözüm başarısız olduğunda, hukuki süreç resmi olarak başlar.
A. Yöntem 2: Noter Kanalıyla İhtarname (Borçluyu Temerrüde Düşürme)
Ticari alacak tahsilatı sürecinin ilk resmi ve en kritik adımı budur. İhtarname, basit bir uyarı mektubu değil, borçluyu hukuken “temerrüde” düşüren ve ciddi mali sonuçları olan bir işlemdir.
- Temerrüt (Default) Nedir? Borçlu, alacağın vadesi gelmesine (fatura tarihi, sözleşme vadesi) rağmen ödeme yapmadığında “temerrüde” düşmüş sayılır. Ancak, faturada net bir vade belirtilmemişse veya alacaklı “ihtar” ile borçluyu uyarmamışsa, temerrüt faizi işlemeye başlamaz.
- İhtarnamenin Fonksiyonları:
- Temerrüt Faizi Başlatma: Noter ihtarnamesi, borçluya ulaştığı (tebliğ edildiği) an itibarıyla, borçlunun temerrüde düştüğünü resmi olarak belgeler ve o tarihten itibaren Temerrüt Faizi işletilmesine olanak tanır.
- Ticari (Avans) Faizi Talebi (TTK): Bu, ticari alacakların en önemli avantajıdır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) uyarınca, ticari işlerde temerrüt faizi, yasal faizden (güncel %9) çok daha yüksek olan ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından belirlenen “Ticari İşlerde Avans Faizi” oranı üzerinden talep edilebilir. Bu oran (yüksek enflasyon dönemlerinde sıkça güncellenir ve çok daha yüksektir), alacağın enflasyon karşısında erimesini ciddi ölçüde engeller. İhtarname, bu yüksek faizi talep etmenin hukuki zeminini oluşturur.
- Hukuki Delil: İhtarname, borçlunun alacaktan haberdar edildiğini ve ödemeye davet edildiğini kanıtlar. Olası bir “İtirazın İptali” davasında, borçlunun “haberim yoktu” savunmasını çürütür ve “kötü niyet” olgusunu destekleyerek İcra İnkâr Tazminatı (Bkz. Yöntem 4) alınmasını kolaylaştırır.
B. Yöntem 3: Zorunlu Ticari Arabuluculuk (Stratejik Bir Araç Olarak)
Türk Hukuk Sistemi, 2019 yılından itibaren ticari alacak davalarının büyük çoğunluğu için mahkemeye gitmeden önce arabuluculuğa başvurmayı zorunlu (dava şartı) hale getirmiştir.
- Ne Zaman Zorunludur? Dikkat: Doğrudan bir “icra takibi” (ilamsız takip – Yöntem 4) başlatmak için arabuluculuk zorunlu değildir. Arabuluculuk, yalnızca icra takibine itiraz edilmesi halinde açılacak olan “İtirazın İptali Davası” veya en baştan açılacak “Alacak Davası” için bir dava şartıdır.
- Süreç (Adana Örneği): Alacaklı avukatı, Adana Adliyesi Arabuluculuk Bürosu‘na başvurur. Sistem, lisanslı bir ticari arabulucu atar. Arabulucu tarafları 3-4 hafta içinde toplantıya davet eder.
- En Büyük Avantaj: “İlam Niteliğinde Belge”: Arabuluculuk sürecinin en güçlü ve stratejik yanı budur. Eğer taraflar (avukatları eşliğinde) bir ödeme planı üzerinde anlaşırlarsa, imzalanan “Arabuluculuk Anlaşma Tutanağı”, mahkeme kararı (ilam) ile eşdeğer güçte bir belge haline gelir.
- Sonuç: Eğer borçlu, bu anlaşma tutanağındaki bir taksiti dahi ödemezse, alacaklı avukatı mahkemede yıllarca sürecek bir dava ile uğraşmak yerine, doğrudan “İlamlı İcra Takibi” (Bölüm III-C’de detaylandırılmıştır) başlatabilir. Borçlunun bu takibe itiraz etme hakkı yoktur; takip kesindir ve haciz işlemi derhal başlar. Bu, tahsilat sürecini yıllardan haftalara indiren muazzam bir hukuki araçtır.
III. Bölüm: Ana Tahsilat Mekanizması: İcra Takibi (Yöntem 4)
Ticari alacak tahsilatı denildiğinde akla gelen ana ve en yaygın yöntem, borcun devlet gücü (İcra Müdürlükleri) aracılığıyla zorla tahsil edilmesidir.
A. Yöntem 4 (Kısım A): İlamsız İcra Takibi (Genel Haciz Yolu)
Bu, fatura, sözleşme, cari hesap alacağı veya Yöntem 1’deki adi yazılı protokol gibi bir mahkeme kararına (ilam) dayanmayan alacaklar için en sık kullanılan yoldur.
- Süreç: Alacaklı avukatı, Adana veya Ceyhan İcra Daireleri‘ne bir “Takip Talebi” dosyalar. Bu talebe dayanarak, İcra Müdürlüğü borçluya bir “Ödeme Emri” gönderir (İİK Örnek No: 7).
- Borçlunun 7 Günlük Kritik Süresi: Ödeme emrini tebliğ alan borçlu (şirket veya şahıs) 7 gün içinde üç eylemden birini yapmak zorundadır:
- Ödeme Yapar: Borcu 7 gün içinde icra dosyasına öder. (Başarılı ve hızlı tahsilat).
- Sessiz Kalır (İtiraz Etmez): 7 gün içinde hiçbir şey yapmaz. Bu durumda 8. gün takip kesinleşir. Takibin kesinleşmesi, alacaklı avukatının borçlunun malvarlığına (banka hesapları, araçlar, gayrimenkuller, 3. kişilerdeki alacakları, SGK maaşı vb.) haciz koyma hakkı kazandığı anlamına gelir.
- İtiraz Eder: 7 gün içinde İcra Müdürlüğü’ne yazılı bir dilekçe ile başvurarak borca, faize veya imzaya (eğer alacak bir senede bağlıysa) itiraz eder.
B. Takibin Durması: İtiraz Halinde İzlenecek Stratejik Yollar
Eğer borçlu 7 gün içinde itiraz ederse, icra takibi o anda durur. Alacaklının haciz yapma yetkisi askıya alınır. Bu, ticari alacak tahsilatı sürecinin en kritik ve strateji gerektiren aşamasıdır. Kötü niyetli borçlular, zaman kazanmak için “borcum yoktur” diyerek takibi durdururlar.
Bu durumda alacaklının, alacağını ispatlamak için mahkemeye gitmesi gerekir. Alacaklının önünde iki temel yol vardır:
1. İtirazın İptali Davası (İİK m. 67)
Bu, “tam teşekküllü” bir alacak davasıdır.
- Zorunluluk: Bu davayı açmadan önce (Yöntem 3’te belirtildiği gibi) Zorunlu Ticari Arabuluculuğa başvurulmuş ve “Anlaşamama Tutanağı” alınmış olması gerekir.
- Görevli Mahkeme: Asliye Ticaret Mahkemesi‘dir (Örn: Adana Asliye Ticaret Mahkemesi).
- İspat Yükü: Alacaklı (davacı), alacağının varlığını her türlü hukuki delil ile (fatura, sevk irsaliyesi, teslim belgeleri, sözleşme, ticari defterler, e-posta yazışmaları, tanık beyanları, bilirkişi raporu) ispatlamak zorundadır. Evrak disiplininin önemi burada ortaya çıkar.
- Süre: İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıl içinde açılmalıdır.
- En Güçlü Yaptırım: İcra İnkâr Tazminatı (İİK m. 67/2): Davanın en güçlü silahıdır. Mahkeme, alacaklının haklı olduğuna ve borçlunun itirazının “haksız ve kötü niyetli” olduğuna kanaat getirirse, borçluyu, takip konusu alacağın (anapara + faiz) %20’sinden az olmamak üzere “İcra İnkâr Tazminatı” ödemeye mahkum eder. Bu, borçluya haksız yere itiraz etmenin ağır bir mali yaptırımı olduğunu gösteren son derece caydırıcı bir unsurdur.
2. İtirazın Kaldırılması Davası (İİK m. 68)
Bu, “hızlı” ve “teknik” bir davadır.
- Arabuluculuk Gerekmez: Bu dava için arabuluculuk şartı aranmaz.
- Görevli Mahkeme: İcra Hukuk Mahkemesi‘dir. Yargılaması daha hızlıdır ve sadece dosya üzerinden (yazılı delillere bakarak) karar verilir.
- Kritik Şart (İİK m. 68 Belgeleri): Bu davayı açabilmek için alacaklının elinde İİK m. 68’de sayılan “imzası borçlu tarafından ikrar edilmiş” veya “noter onaylı” belgeler olması gerekir.
- Örnekler: Noter onaylı sözleşme, Noter onaylı borç ikrarı, Yöntem 1’de bahsedilen “imzalı borç ikrar protokolü”, imzalı cari hesap ekstresi (borçlunun imzasını taşıyorsa), kambiyo senetleri (çek, bono, poliçe).
- Dikkat: Tek başına fatura, sevk irsaliyesi veya sözleşme (noter onaylı değilse) bu dava için yeterli değildir! Bu belgelerle ancak “İtirazın İptali Davası” açılabilir.
- Süre: İtirazın alacaklıya tebliğinden itibaren 6 ay içinde açılmalıdır.
- Sonuç: Kazanılırsa, takip derhal kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir.
IV. Bölüm: En Güçlü Baskı Aracı: İhtiyati Haciz (Yöntem 5)
Bazı durumlarda, alacaklı ilamsız icra takibinin (Yöntem 4) “itiraz” ile durdurulacağını ve bu 7 günlük sürede borçlunun mal kaçıracağını bilir. Özellikle alacak miktarı yüksekse, borçlunun ticari itibarı zayıfsa veya mal kaçırma (muvazaa) riski varsa, en etkili yöntem budur.
A. Yöntem 5: İhtiyati Haciz (Precautionary Attachment) (İİK m. 257)
İhtiyati Haciz, borçlunun borcunu ödemeyeceğinden endişe duyan alacaklının, henüz bir icra takibi veya dava dahi açmadan, borçlunun haberi olmaksızın mahkeme kararıyla borçlunun malvarlığına (banka hesapları, tapu, araçlar) tedbiren el konulmasını sağlamasıdır.
Bu, ticari alacak tahsilatı sürecindeki “şok” etkisine sahip, en stratejik ve en güçlü hukuki hamledir.
B. İhtiyati Haciz Kararı Almanın Şartları Nelerdir?
- Rehinle Temin Edilmemiş Alacak: Alacağın bir ipotek veya rehin ile zaten güvence altında olmaması gerekir.
- Vadesi Gelmiş Borç: Kural olarak borcun vadesinin gelmiş olması gerekir (Çek veya bono gibi vadesi gelmemiş alacaklar için istisnai durumlar mevcuttur).
- Yaklaşık İspat: Alacaklının, alacağının varlığını mahkemeye “yaklaşık olarak” ispatlaması gerekir (Güçlü faturalar, irsaliyeler, sözleşme, çek fotokopisi vb.).
- Teminat Yatırma Zorunluluğu: Haksız bir ihtiyati haczin borçluya vereceği zararı karşılamak için, mahkeme alacaklıdan alacak tutarının %15’i ila %20’si oranında bir “Teminat” (nakit veya teminat mektubu) yatırmasını talep edecektir. Bu teminat, dava kazanıldığında geri alınır.
C. Süreç ve Etkisi: “Hukuki Blitzkrieg”
- Gizli Başvuru: Alacaklı avukatı, Asliye Ticaret Mahkemesi‘ne (veya alacak kambiyo senedine bağlıysa İcra Hukuk Mahkemesi’ne) teminatı ve delilleri sunarak “İhtiyati Haciz” talebinde bulunur.
- Karar: Mahkeme, dosyayı inceler ve talebi yerinde görürse, borçluya haber vermeden (gizli olarak) ihtiyati haciz kararını verir.
- Uygulama (10 Gün İçinde): Alacaklı avukatı, kararı aldığı tarihten itibaren 10 gün içinde İcra Müdürlüğü’ne başvurarak borçlunun tespit edilen tüm malvarlığına (banka hesapları, araçlar, tapular) fiilen haciz uygulatır.
- Şok Etkisi: Borçlu, sabah banka hesabının bloke olduğunu veya arabasına haciz şerhi düştüğünü öğrendiğinde büyük bir şok yaşar. Tüm ticari faaliyeti kilitlenir.
- Takip Zorunluluğu (7 Gün): Alacaklı, bu fiili hacizden sonra 7 gün içinde ya esas icra takibini (Yöntem 4) ya da alacak davasını açmak zorundadır. Aksi halde ihtiyati haciz kalkar.
Bu yöntem, borçluyu müzakere masasına oturmaya ve borcu derhal ödemeye zorlayan en etkili araçtır.
V. Bölüm: Sonuç ve Stratejik Hukuki Değerlendirme
Görüldüğü üzere, ticari alacak tahsilatı, basit bir “para isteme” eylemi değil, İcra ve İflas Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu’nun kesiştiği, teknik, sürelere (7 gün, 6 ay, 1 yıl) bağlı ve stratejik hamleler gerektiren karmaşık bir hukuki süreçtir.
Aşağıdaki tablo, hangi durumda hangi yöntemin seçilmesi gerektiğini özetlemektedir:
| Durum / Borçlu Profili | En Etkili Yöntem | Amaç |
| Borçlu iyi niyetli, iletişim var. | Yöntem 1 (Protokol) | Hızlı tahsilat, ticari ilişkiyi koruma, borç ikrarı alma. |
| Borçlu iletişimi kesti, alacak faturaya dayalı. | Yöntem 2 (İhtar) -> Yöntem 4 (İlamsız Takip) | Temerrüt faizi işletme, takibi kesinleştirme, haciz. |
| Takibe itiraz edildi, elimde Noter belgesi/protokol var. | Yöntem 4 (İtirazın Kaldırılması Davası) | Hızlı yargılama (6 ay süre), takibin hızla devamı. |
| Takibe itiraz edildi, elimde fatura/sözleşme var. | Yöntem 3 (Arabuluculuk) -> Yöntem 4 (İtirazın İptali Davası) | %20 İcra İnkâr Tazminatı kazanma, alacağı ispatlama. |
| Borçlu mal kaçırıyor, alacak yüksek. | Yöntem 5 (İhtiyati Haciz) | Borçlu habersizken malvarlığını kilitleme, şok etkisiyle tahsilat. |
Yanlış bir yöntem seçmek (örneğin, fatura ile İtirazın Kaldırılması davası açmaya çalışmak) zaman ve para kaybına yol açar. Sürelerin kaçırılması (örneğin, 6 aylık veya 1 yıllık dava açma süreleri) alacağın tamamen kaybedilmesine neden olabilir.
Hukuk Büromuz, Adana ve Ceyhan bölgelerindeki ticari işletmelerin en büyük sorunlarından biri olan alacak tahsilatı konusunda, müvekkillerinin haklarını en hızlı ve en etkin şekilde korumak için önleyici hukuktan başlayarak, ihtiyati haciz ve icra aşamalarına kadar tüm süreci titizlikle yönetmektedir. Ticari faaliyetlerinizin kesintiye uğramaması ve alacaklarınızın hukuki güvence altına alınması için profesyonel destek almak, işletmeniz için bir maliyet değil, bir yatırımdır.
VI. Bölüm: Sıkça Sorulan Sorular (SSS/FAQ)
1. Fatura tek başına ticari alacak için yeterli bir delil midir? Fatura, alacağın varlığına dair güçlü bir karinedir ancak tek başına %100 yeterli olmayabilir. Özellikle borçlu itiraz ettiğinde, faturanın mutlaka sevk irsaliyesi, teslim tesellüm belgesi, hizmetin ifa edildiğini gösteren e-posta yazışmaları, ticari defter kayıtları veya sözleşme gibi yan delillerle desteklenmesi, davanın kazanılmasını garanti altına alır.
2. İcra takibine itiraz edilirse alacağımı tahsil edemez miyim? Tahsil edebilirsiniz, ancak bir adım daha atmanız gerekir. Borçlunun itirazı takibi durdurur. Bu durumda, bir avukat aracılığıyla (eldeki delillere göre) ya İcra Hukuk Mahkemesi’nde “İtirazın Kaldırılması” ya da (arabuluculuk sonrası) Asliye Ticaret Mahkemesi’nde “İtirazın İptali” davası açarak alacağınızı ispatlamanız gerekir.
3. İcra İnkâr Tazminatı (%20) tam olarak nedir? İcra İnkâr Tazminatı, “İtirazın İptali” davası sonucunda, borçlunun yaptığı itirazın “haksız ve kötü niyetli” olduğuna kanaat getirilirse, alacaklı lehine hükmedilen ek bir tazminattır. Bu tazminat, takip konusu alacağın (anapara+faiz) %20’sinden az olamaz ve borçluyu haksız itirazdan caydırmayı amaçlar.
4. Ticari alacaklarda genel zamanaşımı süresi nedir? Türk Borçlar Kanunu’na (TBK) göre, sözleşmeden doğan alacaklar için genel zamanaşımı süresi 10 yıldır. Ancak, bu genel kuraldır. Örneğin, “eser sözleşmesi” (inşaat, yazılım vb.) kapsamındaki faturalar için 5 yıl, kambiyo senetleri (çek, bono) için ise çok daha kısa (6 ay, 1 yıl, 3 yıl gibi) süreler geçerlidir. Hangi sürenin uygulanacağını tespit etmek için hukuki danışmanlık alınması şarttır.
5. İhtiyati Haciz kararı almak için yatırdığım teminatı ne zaman geri alırım? İhtiyati haciz talebiyle yatırdığınız teminat (genellikle %15-20), açtığınız esas dava (Alacak Davası veya İtirazın İptali Davası) lehinize sonuçlandığında ve karar kesinleştiğinde, mahkemeden talep edilerek geri alınır.