Boşanma ve ayrılık süreçleri, duygusal zorlukların yanı sıra karmaşık mali sonuçları da beraberinde getiren hukuki süreçlerdir. Bu sürecin en kritik ve en çok uyuşmazlığa konu olan başlıklarından biri şüphesiz “nafaka” müessesesidir. Türk Medeni Kanunu (TMK), boşanma nedeniyle mali olarak zor duruma düşecek eşi ve velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin ortak çocuğunu korumak amacıyla çeşitli nafaka türleri öngörmüştür. Ancak kanun, “nafaka miktarı şu kadar olmalıdır” şeklinde sabit bir formül sunmaz; bunun yerine Hâkime geniş bir takdir yetkisi tanır.
Peki, 2025 yılında nafaka miktarı nasıl belirlenir? Güncel enflasyon oranları, 2025 yılı asgari ücret seviyesi ve değişen Yargıtay içtihatları ışığında, bir mahkeme nafaka takdir ederken hangi kriterleri esas alır? İştirak nafakası (çocuk nafakası) ile yoksulluk nafakası (eş nafakası) arasındaki hesaplama farkları nelerdir?
Bu kapsamlı rehber, bir hukuk danışmanlık bürosunun uzman bakış açısıyla, nafaka miktarı belirleme sürecinin tüm hukuki ve fiili detaylarını, dava sürecindeki delil toplama aşamalarını ve 2025 yılı özelindeki güncel ekonomik parametrelerin bu hesaplamalara etkisini detaylı bir şekilde analiz etmektedir. Amacımız, özellikle Adana ve Ceyhan gibi bölgelerde bu hukuki süreçle karşı karşıya olan müvekkillerimize, haklarını ve yükümlülüklerini net bir şekilde anlamaları için profesyonel bir yol haritası sunmaktır.
I. Bölüm: Nafaka Hukukuna Giriş ve Temel Nafaka Türleri
Nafaka miktarının nasıl belirlendiğini anlamak için öncelikle hangi nafaka türünün talep edildiğini netleştirmek gerekir. Her birinin amacı ve hukuki dayanağı farklıdır.
A. Tedbir Nafakası (Dava Süresince) (TMK m. 169)
Boşanma veya ayrılık davası açıldığı andan itibaren, dava süresince eşin ve varsa ortak çocukların geçimini sağlamak amacıyla hükmedilen geçici bir nafaka türüdür.
- Amacı: Dava süresince tarafların ve çocukların mevcut yaşam standartlarının korunmasıdır.
- Belirlenmesi: Bu aşamada Hâkim, derinlemesine bir kusur araştırması yapmaz. Sadece tarafların barınma, gıda, sağlık gibi zorunlu ihtiyaçlarını ve yaklaşık gelir durumlarını dikkate alarak “tedbiren” bir miktar belirler.
- Sona Ermesi: Boşanma kararı kesinleştiği an tedbir nafakası sona erer ve yerini (şartları varsa) iştirak ve yoksulluk nafakasına bırakır.
B. İştirak Nafakası (Çocuk Nafakası) (TMK m. 182)
Boşanma kararı kesinleştikten sonra, çocuğun velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine “mali gücü oranında” katılması için hükmedilen nafakadır.
- Amacı: Çocuğun “üstün yararı”dır. Ebeveynler ayrılsa dahi, çocuğun boşanma öncesindeki yaşam standardının (eğitim, sağlık, sosyal çevre) korunması hedeflenir.
- Kusur Durumu: İştirak nafakası tamamen çocukla ilgilidir. Ebeveynlerin boşanmadaki kusur durumuna bakılmaz. Tam kusurlu olan eş dahi, velayeti kendisine verilmeyen diğer ebeveynden çocuk için iştirak nafakası alabilir (eğer diğeri mali güce sahipse).
C. Yoksulluk Nafakası (Eş Nafakası) (TMK m. 175)
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın, diğer taraftan “mali gücü oranında” talep ettiği nafaka türüdür.
- Amacı: Eşin ekonomik olarak korunmasıdır.
- Belirlenmesindeki Ana Kriter: Bu nafaka türünde kusur durumu hayati önem taşır. Yoksulluk nafakası talep eden eşin, boşanmada daha ağır kusurlu olmaması şarttır. Eşit kusur veya daha az kusur durumunda talep edilebilir. Ağır kusurlu eş (örneğin, zina veya hayata kast nedeniyle) yoksulluğa düşecek olsa dahi yoksulluk nafakası alamaz.
- Süresi: Kural olarak “süresiz”dir (Ancak alacaklının yeniden evlenmesi, evli gibi yaşaması veya yoksulluğunun ortadan kalkması ile sona erer).
D. Yardım Nafakası (TMK m. 364)
Boşanma hukuku dışında kalan, ancak sıklıkla karıştırılan bir türdür. Kişinin, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu (anne, baba), altsoyu (çocuk) veya kardeşlerine ödemekle yükümlü olduğu nafakadır. Bu makalenin ana konusu dışındadır.
II. Bölüm: 2025 Yılında İştirak Nafakası (Çocuk Nafakası) Miktarı Nasıl Belirlenir?
İştirak nafakasının belirlenmesi, nafaka miktarı nasıl belirlenir sorusunun en hassas ve öncelikli cevabıdır. Temel ilke “çocuğun üstün yararı”dır.
A. Çocuğun İhtiyaçlarının Belirlenmesi (Gider Kalemleri)
Hâkim, öncelikle çocuğun yaşı, eğitim durumu ve alıştığı sosyal çevreye göre aylık gider kalemlerini belirler. 2025 yılı ekonomik koşullarında bu kalemler şunlardır:
- Eğitim Giderleri: 2025 yılı özel okul/kolej ücretleri, devlet okulu olsa dahi servis, kırtasiye, kitap, kurs ve etüt merkezi masrafları. Yargıtay, çocuğun boşanma öncesinde özel okula gitmesi durumunda, bu standardın devam ettirilmesi gerektiğini kabul etmektedir.
- Barınma ve Gıda Giderleri: Çocuğun yaşadığı evin kira/aidat giderlerine düşen pay, mutfak ve beslenme masrafları.
- Sağlık Giderleri: Sigorta kapsamı dışındaki tedavi, ilaç, diş teli (ortodonti) veya gözlük masrafları.
- Giyim ve Kişisel Bakım: Mevsimsel giyim ihtiyaçları ve kişisel bakım masrafları.
- Sosyal ve Kültürel Giderler: Spor, sanat faaliyetleri, tatil, sinema, harçlık gibi çocuğun sosyal gelişimi için gerekli giderler.
Hâkim, bu giderlerin “lüks” değil, “çocuğun alıştığı yaşam standardı” çerçevesinde makul olup olmadığını değerlendirir.
B. Ebeveynlerin “Mali Güçleri Oranında” Katılımı (Denklik İlkesi)
Çocuğun aylık 10.000 TL gideri olduğu tespit edildiğinde, bu miktar ebeveynler arasında 5.000 TL – 5.000 TL olarak bölünmez. Hukukumuzda “denklik ilkesi” geçerlidir. Yani, ebeveynler gelirleri (mali güçleri) oranında katılırlar.
- Örnek Hesaplama:
- Velayeti alan Anne’nin aylık geliri: 30.000 TL
- Velayeti almayan Baba’nın aylık geliri: 90.000 TL
- Toplam Gelir: 120.000 TL
- Anne’nin gelir oranı: %25
- Baba’nın gelir oranı: %75
- Çocuğun Aylık İhtiyacı: 20.000 TL
- Babanın Katılım Yükümlülüğü (İştirak Nafakası): 20.000 TL x %75 = 15.000 TL
- (Anne ise kalan 5.000 TL’lik kısmı ve fiili bakımı üstlenmiş olur.)
C. 2025 Yargıtay Kararlarında İştirak Nafakası Miktarı
Yargıtay, iştirak nafakasında alt sınırı belirlerken 2025 yılı asgari ücretini ve açlık/yoksulluk sınırlarını bir ölçüt olarak dikkate almaktadır.
- Asgari Ücretli Yükümlü: 2025 yılı asgari ücretiyle çalışan bir babanın, asgari ücretin tamamını nafaka olarak vermesi beklenemez. Ancak Yargıtay, babanın “kendi yaşamını idame ettirecek asgari düzey” dışındaki gelirinden mutlaka çocuğuna pay ayırması gerektiğini belirtir. Asgari ücretli bir babaya, genellikle çocuğun yaşına göre değişmekle birlikte, asgari ücretin %25-%40’ı bandında bir nafaka yüklenebilmektedir.
- Yüksek Gelirli Yükümlü: Geliri yüksek olan ebeveyn için (doktor, mühendis, serbest meslek sahibi) nafaka miktarı da çocuğun ihtiyaçlarıyla orantılı olarak yükselir. Yargıtay, çocuğun babasıyla aynı “zenginlik” düzeyinde yaşama hakkı olduğunu kabul etmese de, onun tüm makul ihtiyaçlarının karşılanmasını bekler.
III. Bölüm: 2025 Yılında Yoksulluk Nafakası (Eş Nafakası) Miktarı Nasıl Belirlenir?
Yoksulluk nafakası hesabı, iştirak nafakasından daha farklı dinamiklere sahiptir. Burada temel kriterler “kusur” ve “yoksulluk”tur.
A. Yoksulluk Nafakası Talep Etmenin Şartları (TMK m. 175)
Hâkimin yoksulluk nafakasına hükmedebilmesi için şu dört şartın bir arada bulunması gerekir:
- Talep Olması: Hâkim re’sen (kendiliğinden) yoksulluk nafakası veremez, eşin mutlaka talep etmesi gerekir.
- Kusur Şartı: Talep eden eşin, boşanmaya neden olan olaylarda daha ağır kusurlu olmaması gerekir. (Eşit kusur, daha az kusur veya kusursuzluk hallerinde talep edilebilir).
- Yoksulluğa Düşme Olgusu: Boşanma nedeniyle, talep edenin geçimini sağlayamayacak duruma düşmesi gerekir.
- Yükümlünün Mali Gücü: Nafaka ödeyecek olan eşin, bu nafakayı ödeyebilecek “mali gücünün” bulunması gerekir.
B. “Yoksulluk” Kriteri Nedir? (2025 Asgari Ücret ve Yaşam Standardı)
Yargıtay içtihatlarında “yoksulluk” olgusu net bir şekilde tanımlanmıştır:
- Yoksulluk: Kişinin, temel yaşam giderlerini (barınma, gıda, sağlık, ulaşım) karşılayacak düzeyde bir gelire veya servete sahip olmaması durumudur.
- 2025 Asgari Ücret Etkisi: 2025 yılı için belirlenen asgari ücret (veya bir miktar üzeri), Yargıtay tarafından “yoksulluğu ortadan kaldıran” bir gelir seviyesi olarak kabul edilebilmektedir. Yani, asgari ücretle çalışan bir eşin, (eğer boşanma öncesi yaşam standardı çok yüksek değilse) yoksulluk nafakası talebi reddedilebilir. Ancak, kişinin kira, sağlık gibi zorunlu giderleri asgari ücretin büyük kısmını tüketiyorsa, hâlâ yoksulluktan bahsedilebilir.
C. Yoksulluk Nafakası Miktarının Hesaplanması
2025’te nafaka miktarı nasıl belirlenir sorusunun yoksulluk nafakası boyutu, bir denge hesabıdır:
Amaç: Yoksulluk nafakasının amacı, talep edeni zenginleştirmek değil, boşanma öncesi yaşam standardını (mümkün olduğunca) koruyarak temel ihtiyaçlarını karşılamasını sağlamaktır.
Hâkim, talep edenin boşanma sonrası elde edeceği maddi hakları (tazminat, mal paylaşımı) da dikkate alır. Nafaka yükümlüsünün ödeyebileceği miktar ile talep edenin zorunlu ihtiyaçları arasında makul bir denge kurulur. Örneğin, aylık 200.000 TL kazanan bir eşten, yoksulluğa düşen diğer eş lehine, onun yaşam standardını sürdürmeye yetecek (örneğin 30.000 TL – 40.000 TL gibi) bir miktara hükmedilebilir.
D. Yoksulluk Nafakasının Süresi (Süresiz Nafaka Tartışması)
2025 yılı itibarıyla, kamuoyundaki yoğun tartışmalara rağmen, TMK m. 176’da yoksulluk nafakasının süresine ilişkin bir değişiklik yapılmamıştır. Hukuki durum şöyledir:
- Kural: Yoksulluk nafakası “süresiz”dir.
- Sona Erme Halleri: Ancak şu durumlarda kendiliğinden veya dava yoluyla sona erer:
- Nafaka alacaklısının (eşin) yeniden evlenmesi.
- Taraflardan birinin vefat etmesi.
- Alacaklının “fiilen evli gibi yaşaması” (örn. başka biriyle düzenli birliktelik).
- Alacaklının yoksulluğunun ortadan kalkması (örn. işe girmesi, miras kalması).
- Nafaka yükümlüsünün mali gücünün tamamen kaybolması (örn. kalıcı maluliyet).
IV. Bölüm: 2025 Yılında Mevcut Nafakanın Değerlemesi (Artırım ve Azaltım Davaları)
Boşanma kararıyla belirlenen nafaka miktarı, 2025 yılının ekonomik koşullarında yetersiz kalabilir. Bu durumda nafakanın güncellenmesi gerekir.
A. Otomatik Artış: TÜİK Enflasyon (TÜFE) Oranı
Nafaka miktarı nasıl belirlenir sorusunun en net cevabı, mevcut nafakaların artış oranındadır. Hâkimler, boşanma kararında gelecekte yaşanacak enflasyonist etkiyi bertaraf etmek için genellikle şu şerhi düşerler:
“Hükmedilen nafakanın, her yıl Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) belirlediği Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) [veya Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)] 12 aylık ortalaması oranında artırılmasına…”
- 2025 Yılı Uygulaması: Elinizde böyle bir mahkeme kararı varsa, 2025 yılında nafakanın artırılması için dava açmanıza gerek yoktur. Nafaka yükümlüsü, TÜİK’in 2025 yılı için açıkladığı ilgili endeks oranında (genellikle Ocak ayında belli olur) artışı otomatik olarak yapmak zorundadır. Yapmazsa, artırılmış miktar üzerinden icra takibi başlatılabilir.
B. TÜFE Oranının Yetersiz Kalması: Nafakanın Artırılması Davası
Bazen, TÜİK tarafından belirlenen TÜFE oranı, gerçek hayat pahalılığını veya çocuğun özel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmez.
- Örnek 1 (Çocuğun İhtiyacı): Çocuk 2024’te anaokulundayken, 2025’te pahalı bir özel ilkokula başlamış olabilir. Bu durum, TÜFE artışının çok üzerinde “olağanüstü” bir gider artışıdır.
- Örnek 2 (Yükümlünün Geliri): Nafaka yükümlüsü baba, 2024’te asgari ücretle çalışırken, 2025’te terfi alıp çok yüksek bir maaşa geçmiş olabilir.
- Dava: Bu durumlarda, nafaka alacaklısı (anne veya yoksulluğa düşen eş), “Nafakanın Artırılması Davası” açarak, Hâkimden TÜFE’nin üzerinde, değişen koşullara uygun “ekstra” bir artış talep edebilir.
C. Nafakanın Azaltılması veya Kaldırılması Davası
Bu hak, nafaka yükümlüsü için de geçerlidir. Nafaka ödeyen taraf, 2025 yılında;
- İşini kaybetmişse,
- Geliri kalıcı olarak ciddi oranda azalmışsa,
- Veya nafaka alan eşin yoksulluğu ortadan kalkmışsa (yüksek maaşlı bir işe girmişse), “Nafakanın Azaltılması” veya “Nafakanın Kaldırılması” davası açarak mevcut nafaka miktarını yeniden belirletebilir.
V. Bölüm: Hukuki Süreç, Delil Toplama ve Avukatın Rolü
Nafaka miktarının belirlenmesinde en kritik aşama, tarafların “gerçek” mali gücünün mahkemeye ispatlanmasıdır.
A. Sosyo-Ekonomik Durum (SED) Araştırması Nasıl Yapılır?
Hâkim, tarafların beyanları ile yetinmez. Aile Mahkemeleri, kolluk kuvvetleri (Polis/Jandarma) aracılığıyla veya doğrudan kurumlara müzekkere yazarak kapsamlı bir Sosyo-Ekonomik Durum (SED) Araştırması yapar.
2025 yılı itibarıyla bu araştırma şunları kapsar:
- Resmi Kayıtlar: E-Devlet üzerinden SGK (maaş bordroları, işe giriş/çıkış), TAPU (üzerine kayıtlı gayrimenkuller), Emniyet (araç kayıtları).
- Banka Kayıtları: Mahkeme, bankalara yazı yazarak tarafların son 1-2 yıllık hesap hareketlerini, kredi kartı ekstrelerini ve mevcut mevduatlarını isteyebilir. (Bu, özellikle kayıt dışı çalışan veya gelirini gizleyen eşin tespitinde kritiktir).
- Fiili Araştırma: Kolluk kuvvetleri, tarafların yaşadığı mahalleye (muhtar, komşular) giderek fiili yaşam standartlarını (oturduğu evin kira bedeli, yaşam tarzı) araştırır.
B. Gelir Gizlenmesine Karşı Avukatın Rolü
Özellikle serbest meslek sahibi (doktor, avukat, esnaf) veya kayıt dışı çalışan kişilerin gerçek gelirini tespit etmek zordur. Bu noktada profesyonel bir avukatın rolü başlar:
- Sosyal Medya Delilleri: Borçlunun sosyal medyada paylaştığı lüks tatiller, pahalı araçlar veya harcamalar, “gelirim yok” beyanını çürütmek için güçlü birer delil olarak dosyaya sunulur.
- Çapraz Sorgu: Avukat, duruşma sırasında borçlunun harcamaları (kredi kartı ekstreleri) ile beyan ettiği gelir arasındaki çelişkileri ortaya çıkarır.
- Bilirkişi Raporu: Şirket sahibi eşin gelirinin tespiti için, şirketin ticari defterlerinin incelenmesi üzere “mali müşavir bilirkişi” atanması talep edilebilir.
C. Adana ve Ceyhan’da Nafaka Davaları Süreci
Nafaka davaları (artırım, azaltım veya ilk kez belirleme) Aile Mahkemeleri‘nde görülür. Adana Aile Mahkemeleri, bu tür davalarda yoğun bir tecrübeye sahiptir. Süreç, dilekçelerin sunulması, SED araştırmasının tamamlanması, tanıkların dinlenmesi ve delillerin toplanması aşamalarını içerir. Davanın karmaşıklığına bağlı olarak süreç 1 ila 2 yıl arasında sürebilmektedir.